![]()
Şükür Bilir
sukur@sukurbilir.com
Düşündüğün ve Hissettiğin Kadar Sağlıklısın
01/05/2016 Hep
deriz iyi düşünelim iyi olsun. Ve kendimizi sürekli olumlu cümle kalıplarıyla
telkin etmeye çalışırız. Evet ne düşündüğün çok önemli ve olumlama çalışmaları
yapmanda.. Peki ya hissettiklerin? Duyguların? Ya onlar düşündüklerini
doğrulamıyorsa.. Duyguların ve ne hissettiğin düşüncelerinden daha önemli çünkü en iyi, güçlü
rezonansı kalbinle yaparsın ve kalbin düşünceni doğrulamıyorsa orada inanç
eksiktir bir sorun var demektir. Bu yüzden gerçek rehberimiz olan hislerimizi
gözardı etmememiz lazım. Eğer duygularını olduğu haliyle yaşayıp,
yansıtamamışsan ve sürekli bastırıp durmuşsan ve devam..devam edip durmuşsan.
Bir gün bedenine hapsettiğin her duygu çıkmak zorunda kalacak. Evren sürekli
bir dönüşüm halinde sabit duran birşey yok ve devirdaim halinde. Sen o
duyguları bastırdığında o köşesinde sessiz kalamayacak. Bu yüzden içinden ne
geliyorsa onu yaşa bırak olsun ve sen sadece izle.. izle ve anla. Üzülmek,
ağlamak, kızmak, bağırmak, gülmek, dans etmek, koşmak, coşmak ya da yas tutmak
mı istiyorsun? Evet yap..yaşa. Bastımaya çalıştığın duygularını tamamen içinden
boşaltıp özgürleşinceye kadar yap. Bırak duyguların akıp gitsin bedeninden. Sen
sadece izle, fark et, izin ver, kabullen. Üzüntünü, kırgınlığını, sevincini,
coşkunu hangi duygu varsa içe gelen ve dışa çıkamayan yaşama bırak.. Baskı altına alıp reddedip içinde biriktirdiğin, tuttuğun müddetçe giderek
katılaşır kabına sığmaz ve daha büyük zararlara neden olur. Bedenin, hücrelerin
nefes alamaz ve daha da kötüsü sorunlu hücreler oluşmaya başlar yine birbirine
benzeyen.. sinir sistemin sağlıklı bağlantı kuramadığı için virüslü hücreleri
fark edemez ve savaşmaz. İlk önce bağışıklık sistemin zarar görür ve devamında
organların. Bu tortular biriktikçe kabuk bağlarsın, vücudunun titreşimleri
bozulur ve kaynaktan gelen seni besleyen enerjiye kendini kapatmış olursun. Ruhun tepki
veremediği için bir süre sonra bedenin tepki vermeye başlar. Vücudunuzdaki her
ağrı sızı bedeninizin size çığlığıdır. Ve bunları dikkate almazsanız bir gün ya
nöbetler geçirir ya da kanser olursunuz. Vücudundaki ağrıyan her yer
hapsedilmiş bir duyguyu barındırır. Unutmayın evren sürekli dönüşüm ve etki
tepki halinde. Eksileri göndermediğiniz sürece artılar gelmeyecektir. Onları
cesurca, güvenle ve sevgiyle özgür bırakın. Yoksa 69 yaşındaki sevgili annem
gibi bu yaşta bile kabakulak olabilirsiniz. Çocukken geçirmiş olmanıza rağmen.
Hangi yaşta hangi düzeyde olursak olalım hepimiz kendimizi ifade etmekte
zorlanıyoruz. Çünkü ya kabul etmiyoruz ya da korkup çekiniyoruz. Hepimiz bir
şekilde duygularımızı bastırıyoruz ve bastırdıkça daha kronik hale getiriyoruz.
Yaradanın bir parçası olarak, oysa insanın kendi özü o kadar güçlü ve özel
donanımlı ki. Ve biz bunları unuttuk. Aborjinleri duymayan kalmamıştır. Çok
ilkel şartlarda ve kabile şeklinde çölde gizlenerek yaşarlar. Onlar bu
güçlerinin özelliklerinin farkındalar ve çok iyi kullanmaktalar. Telepatik
şekilde haberleşip, enerjilerini şifada kullanıp, akışa uygun şekilde evrendeki
herşeyle bütün ve uyum içindeler. Biz ölümü çok acı yaşıyoruz ama onlar
saygıyla karşılayıp vedalaşabiliyorlar. 60 yaşına geldiklerinde eğer artık
verebileceği birşey kalmamışsa ölmeye karar veriyor ve tüm kabileyle vedalaşıp
sonra onlardan ayrılıp uzaklaşıyor. Sessiz bir yerde oturup zihinsel yolla
sistemi kapatır gibi ölümünü gerçekleştiriyor. Hasta olmadan ağrılar çekmeden
ve yapabileceği herşeyi yaptığını düşünüp tatmin duygusuyla herkesle
vedalaşarak huzurla gidiyor. Bu durumda gittiği yerden dönüşü de muhteşem
olacaktır. Herşeyin farkında ve bilincinde. Elbette 60 yaşına geldiğimizde hadi gidiyorum demeyelim amaç ilkel
görünmelerine rağmen bizden ne kadar ileride olmaları ve niyetle, düşünceyle,
beynin gücüyle neler yapılabildiğini göstermek. İnsan olarak gerçek
potansiyelimizin farkında değiliz ve kendimizi kullanma kılavuzumuzu dahi
bilmiyoruz.. Şimdi karar sizin ya tüm duygularınızı gerçek anlamda yaşayarak kendinizi
özgürleştirir gitmeniz gerektiğinde huzurla gidersiniz. Ya da günümüzün vebası
olan kanser gibi hastalıklarla ağrılar, pişmanlıklar içinde bitap düşmüş bir
şekilde gidersiniz.. Gideceğiniz yeri ve dönüşünüzü hiç düşünmek istemiyorum. Ya siz? Ne düşündüğüne, hissettiğine dikkat et. Ve içinde hiçbirşey biriktirme. Herşeyin aslında çok basit ve çözümüyle birlikte var olduğunu unutma. Güçlü olduğunu, ne kadar özle olduğunu ve bu dünyanın oyun alanı olduğunu hatırla. Umut etmekten iyilik düşünmekten asla vageçme. Asla yanlış anlaşılmaktan korkma tekrar anlatırım de.. Asla kendinden vazgeçme ve hayır demeyi öğren. Unutma sen var olduğun için bu alem var. İçinizde sevgi, umut, güzellik, neşe hiç eksik olmasın. Sevgiyle kalın.. |
Yorumlar |
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın |
Yazarın diğer yazıları |
Bilinçaltı Günlük Hayatımızdaki Sessiz Güç - 07/05/2020 |
Görünürde bilinçli zihnimiz kararlarımızın ve eylemlerimizin yöneticisi gibi görünse de, asıl perde arkasında bilinçaltımız oldukça etkili bir rol oynar. |
Ruhsal Özgürlüğün Anahtarı Affetme ve Bırakma Sanatı - 14/04/2020 |
Hayatımız boyunca başkalarının sözleri, davranışları ya da kendi hatalarımız nedeniyle kırıldığımız anlar yaşarız. Bu deneyimler zamanla birikip kabuklar oluşturarak ruhsal yükler haline gelip hem zihinsel hem de fiziksel sağlığımızı etkileyebilir |
Meditasyon ve Farkındalıkla Dinginliğin Gücü - 05/02/2020 |
Modern dünyada hızla akan zaman ve sürekli artan talepler, bizi giderek daha stresli bir yaşamın içine sürükler. Ancak meditatif uygulamalar ve farkındalık (mindfulness), bu karmaşa içinde bir sığınak sağlar. |
Kişisel Gelişimin Hayatımıza Yansımaları - 10/12/2019 |
Hayatın hızla değişen koşullarında bireysel olarak ayakta kalabilmek, anlamlı bir yaşam sürebilmek ve içsel tatmine ulaşmak için kişisel gelişim, vazgeçilmez bir araçtır. |
ZİHİNSEL YORGUNLUK ve TÜKENMİŞLİK SENDROMUNUN ÜSTESİNDEN NASIL GELİNİR? - 07/10/2019 |
Son zamanlarda kendini sürekli yorgun, isteksiz, hatta tükenmiş mi hissediyorsun? Sanki hiç durmadan düşünüyor ama bir türlü çözüm bulamıyormuşsun gibi mi geliyor? Çabaladıkça tüm çabaların boşuna mı gidiyor? |
Tüm Kainat Seni Koşulsuz Seviyor - 01/03/2016 |
Hepimizin çevresinde mutlaka vardır. Huysuz, aksi, geçimsiz insanlar. Bazen işyerinde partneriniz, bazen okulda arkadaşınız, bazende apartmanda sokakta komşunuz. Çocuk, genç, yaşlı kaç yaşında olursa olsun anlaşmak zordur. Bırakın iletişim kurmayı |
Bilinçaltını Yeniden Programlamak mümkün mü? - 01/02/2016 |
Bilinçaltını formatlama, yeniden kodlama.. Son zamanlarda çokca duyduğumuz cümleler. Peki bunları yapmak gerçekten mümkün mü? Bilinçaltıyla çalışan bir terapist olarak rahatlıkla mümkün diyebilirim. Elinizde bir bilgisayar olduğunu ve bu bilgisayarın |
Bilinçaltı Hayatımızı ve Sağlığımızı Nasıl Etkiler - 01/12/2015 |
Ne kadar anlatıp dursak da derinliği bitmeyen bir konu bilinçaltı.. Daha önceki sayıda bilinçaltının saniyede 3 milyon birim bilgi depoladığını ve bu bilgilerle de bilincimizi oluşturduğundan bahsetmiştik. Bilincimizde oluşan bu düşünceler ve inanç |
Bana Düşüncelerini Söyle, Sana Hayatının Nasıl Olacağını Söyleyeyim - 01/10/2015 |
Artık herkesin aşina olduğu bir konu bilinçaltı. ama hala birçok konuda eksiğiz ve puzzle'ın parçaları bir türlü yerine oturmuyor. Bilinçaltının anlaşılması zor, kontrol etmek imkansızdır diyoruz. Ve hala yaşamımızdaki sorunların sebebini dışarıda |